Montag, 12. September 2016

Kulağına yakut küpe olsun

Yakında ameliyat geçirecek bir meslektaşım dedi ki: Bütün bunlar, ruhumun sesini dinlemediğim için başıma geldi.
Bu cümle bana yapıştı, her yere benimle geldi, her işi benimle yaptı. Galiba sabırlıyım ancak gereğinden fazla sıkıntıya adapte olmayı sevmiyorum. Ne var, dedim akşam, ne var?! La ilahe illallah yahu!


Bu ruhlar nedense sonradan hep haklı çıkıyorlar. İnsan, ruhunu duydu duydu, duymadı yandı. Sonuçta ruha hiç, insana çok şey oluyor.


Bazı ruhlar dilsiz, bazıları konuşmayı sevmiyor olabilir. Bazısı ruh olmaktan bıkmış, başka hobiler edinmiş, bir bölümü ise tatile çıkmış, kanalları kapamıştır, kim bilir? Bazı ruh, kızım sana söylüyorum gelinim sen işit tarzında konuşuyor ve kız da gelin de dilini anlamıyordur belki? Objektif bir iletişim imkansızlığının tam içindeysen, sen insan olarak, duyamadığın ya da duyup da anlayamadığın ruhu nasıl dinleyeceksin? Ne yapabilir insan?


Ben her daim relax olma taraftarıyım. Ruhumsa, ihtiyaç halinde daha fazla sorumluluk alıp, görev alanlarını genişletsin. Şöyle lütfen:
Diyelim ki ben ruhumu dinlemedim çünkü duyamadım ve felaket ivedi ivedi bana doğru gelmekte, öyleyse benim ruhum bir zahmet tez elden koşup, profesyonelleşsin. Vardır bu konuyla ilgili eğitim seminerleri, arasın bulsun, katılsın, öğrensin, bana gür, tercüme gerektirmeyen ve berrak seslerle gelsin.
Hatta altından geçeceğim bir köprü beş dakikaya kalmadan yıkılacaksa, benim de her zamanki gibi bundan haberim yoksa, hiç şahsımla konuşup vakit harcamasın, tutumlu olsun, yetişip köprüyü ayakta durmaya ikna etsin. Ardından özgür irademle mest olup, altından değil de üzerinden geçmeyi tercih edeyim mesela. Köprünün.
Bayram bayram samimi talep ve dileğim budur.